top of page
ChatGPT Image 8 Eyl 2025 15_28_18.png

Tükenmişlik Sendromu: Sessizce Yaklaşan Yorgunluk

Modern hayatın hızlı temposu, artan iş yükleri ve bitmek bilmeyen beklentiler, birçok kişiyi yavaş yavaş ama derinden tüketiyor. İlk başta sadece geçici bir yorgunluk gibi görünen bu durum, zamanla daha büyük bir tabloya dönüşerek “tükenmişlik sendromu” olarak adlandırılıyor. Maslach ve Jackson’ın (1981) tanımıyla tükenmişlik; duygusal yorgunluk, kişisel başarı hissinde azalma ve duyarsızlaşma ile karakterize bir durumdur. Çoğu zaman kişi, farkına varmadan bu üçlü sarmalın içine çekilir.

Tükenmişlik birdenbire ortaya çıkmaz; sessizce yaklaşır. Önceleri sadece yoğun iş günlerinin ardından yaşanan yorgunluk gibi hissedilebilir. Ancak zamanla sürekli isteksizlik, motivasyon kaybı ve işe yabancılaşma görülmeye başlar. Özellikle hizmet sektöründe çalışanlar, sağlık profesyonelleri, öğretmenler ve yöneticiler tükenmişliğe daha yatkındır. Bunun nedeni, yoğun insan ilişkileri ve yüksek beklenti ortamlarıdır. Araştırmalar, tükenmişliğin yalnızca işle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bireyin sosyal ilişkilerini, ruh sağlığını ve fiziksel sağlığını da olumsuz etkilediğini göstermektedir (Maslach, Schaufeli & Leiter, 2001).

Bu sendromun belirtileri hem psikolojik hem de fiziksel boyutta kendini gösterir. Psikolojik düzeyde umutsuzluk, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik ve motivasyon kaybı öne çıkar. Fiziksel düzeyde ise baş ağrıları, uyku problemleri ve kronik yorgunluk sıkça gözlemlenir. Uzun vadede tükenmişlik, depresyon ve anksiyete bozukluklarına da zemin hazırlayabilir.

Peki tükenmişlik neden bu kadar yaygın hale geldi? Bunun en büyük nedenlerinden biri, modern toplumda üretkenliğin bir değer ölçüsü haline gelmiş olmasıdır. İnsanlar kendilerini yalnızca başarılarıyla tanımlamaya başladığında, sınırlarını zorlamayı bir gereklilik olarak görürler. Ancak bu sürekli “daha fazlasını yapma” hali, bedelini yavaş yavaş ödetir. Ayrıca teknolojinin hayatımıza kattığı sürekli erişilebilirlik, iş ve özel hayat arasındaki sınırları bulanıklaştırarak dinlenme imkânlarını azaltır.

Tükenmişlikten korunmak için ilk adım, belirtileri fark etmektir. Kendi sınırlarımızı tanımak, dinlenmeye ve kendimize zaman ayırmaya öncelik vermek gerekir. İş yerinde görev paylaşımı yapmak, sosyal destek almak ve gerektiğinde profesyonel yardım talep etmek de önemlidir. Özellikle öz-şefkat çalışmaları ve mindfulness temelli uygulamalar, tükenmişlik yaşayan bireylerin ruhsal dayanıklılığını artırmaktadır (Schaufeli et al., 2009).

Unutulmamalıdır ki tükenmişlik, yalnızca kişisel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal ve kurumsal bir meseledir. Sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulması, bireylerin uzun vadeli üretkenliğini ve ruh sağlığını korumak için bir gerekliliktir. Sessizce yaklaşan bu yorgunluğu görmezden gelmek yerine, onu fark etmek ve önlem almak yaşam kalitesini korumanın en önemli adımıdır.

 

 

Kaynakça

  • Maslach, C., & Jackson, S. E. (1981). The Measurement of Experienced Burnout. Journal of Occupational Behavior, 2(2), 99–113.

  • Maslach, C., Schaufeli, W. B., & Leiter, M. P. (2001). Job burnout. Annual Review of Psychology, 52, 397–422.

  • Schaufeli, W. B., Leiter, M. P., & Maslach, C. (2009). Burnout: 35 years of research and practice. Career Development International, 14(3), 204–220.

bottom of page